30 Ağustos 2010 Pazartesi

Gemilerinde Ruhu Vardır Bayım


Fairouz en güzel şarkılarını bizim için söylüyor. Günler Annasız, Ranasız, Josephsiz, ve bulutsuz. Allah’ım bugün nasıl geçecek. Bir sigara daha alır mısın bayım? Ve bir ateş. Dağı taşı aşan araba gürültüleri ellerimin yanında patlıyor. Yüzüme bak.


Bu zımbırtı vücudumda delikler açsa da, sen bayım sen yanıldın elbet! Çayımızı içmeden gitme/çaysız kalma. Güneş daha sonra acıtır ellerini. Ölü değilim henüz, nede yabancı. (daha taze, daha taze) Bir mısra dökülüyor ağzımdan ama toparlayamıyorum. Nedeni yok, amansız… Gerçekten ne oldu bana bilmiyorum. Gazetelerde unutur bunu. Gri bir kan lekesi var bu işte.

 
“Aldatıldım! Aldatıldım!” Gerçek bu, her şeyim bu. Gök ötesi bir çağda yankılanan son ses. Avazım yok: Varım yoğum bundan ibaret.


O denizin tuzu ellerime düşerken içimden bir sayı tuttum, yakın mesafeden. Şüphelilik payı ruhuma işlemedi. Sonuçta kazanacaktık gökyüzünü ve özgürlüğü. Bir yalanla büyümüştüm. İhanet son noktam olamazdı ve ne zaman yakarmaya başlasam o yalan kalbime batıyordu.


Ben biliyorum artık… Gemilerinde ruhu vardır bayım…            Araksus.

29 Ağustos 2010 Pazar

Road to Perdition

eski bi film ama ben daha yeni izledim.Beğendim.Aslına bakarsan Babadan sonra izlediğim en iyi gangster filmi diyebilirim ..



28 Ağustos 2010 Cumartesi

Üç nokta

Merhabalarrr efendiiimm..Bu günki yazımızda size insan karelerinden bahsetmeye çalışacağız.Amann bunu böyle devam ettirirdim ama heeç uğraşamicam oruçlu oruçlu..Merebe blog.Bi gün yazmasam özlüyorum ne yalan söyliyim.Neyse işte geldim istanbuldayım.Ev gibisi yok orada zaman geçmiyordu.Burada çok hızlı geçiyor.Neyyyse işte iftara daha 3 saat vaaar veee bennn çok acıktım.Uçakta başıma neler geldi bi bilsen blog :D İlk uçak deneyimim çok komikti.Sadece otobüste olur dediğim geyikler meğer uçaktada oluyormuş e nede olsa türk her yerde türk :D Sallana sallana hazırlanırken uçağa zar zor yetiştim suriye sınırındaymış havalimanı hey allahım. Varan 1 uçağa bindik neyse hostesler (zavallılar :D zira o sıra onlara baya acımıştım.) hoş geldiniz efendim.Lütfen biraz hızlı olalım arkada bekleme olmasın diyordu ki bi abla paaat cevabı yapıştırdı.Bu koltuklardan daha yokmuydu biraz daha ekleseydiniz hiç geçemeseydik! Sanki uçağı hostesler yapıyomuş gibi :D yazık ya.. dedim ya çok acıdım.Varan 2 ben dış tarafa bakan kısımda oturuyordum oturduğum anda yanıma analı çocuklu 2 kişi geldi.Neyse oturdular iyi hoş kadının kolu 1buçuk saat karnıma dayanmış vaziyette duruyordu.İşkence gibiydi.Neyseki yedikleri kekten çikolatadan gofretten hep banada uzattılar,midem şenlendi :D Uçaktada ayakta gidilebiliyomuş blog.Adamın teki sürekli ayakta duruyordu.Hosteslerin gözünün içine baka baka..Sonra bide ikramlar vardı ama ne ikram:D arkada adamın teki bi soda istedi hostes 5 milyon demezmi şokkk oldum! :D sonra sıra bana geldi yok dedim mersi almıyim :D:D Allahtan bilinçliydim.Sonradan arkadaki amcayada çok acıdım.En az 30 kere kulaklığımı takıp çıkarmışımdır.Sağolsun pilotumz bilgilendirmeyi çok seven bi şahsiyetmiş.Neyse bi de koltukların arkasına konan dergiler var.Açtım okudum yarım saat konser veriliyomuş.Konser geliri ile Sanatçıları koruma barınağı açılacakmış.Blog ne günlere kaldık..

Evde ilk iftarım çok güzel geçti.Annem birsürü yemek yapmıştı.Ablamda bizdeydi.Seviyorum ya benimle hayat gerçekten güzel (: bitti bu kadar NOKTA

26 Ağustos 2010 Perşembe

..

Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın?

bayıldım :D:D

25 Ağustos 2010 Çarşamba

dörtyüz yetmiş üçyüz yetmemiş

geceler çok uzun.ben uyumuyorum.Kitap okuyorum cips yiyorum.soda içiyorum film izlemek istiyorum ama izlemiyorum.kafama eserse yazı yazıyorum sahura kadar oturuyorum.hatta sahurdan sonra da oturuyorum.1de kalkıyorum yada 2de.Kalkıyorum işte herneyse..Yandaki resmi neden koydum..? Bi yerde okumuştum. Hergün birsürü yıldız kayıyor.Ama benim sadece bi dileğim var gibi bişeydi.Hoşuma gitmişti.Koydum işte

Blog,yazarından sıkıldın değilmi? Farkındayım sıkıldın.Yazarda kendinden sıkıldı ? Acep ne yapmalı...?

Antepteyim ama ne kebap severim nede baklava..Her gün bir yerdeyiz.Bakırcılar      çarşısı,Almacıpazarı,Aşina,İmam Çağdaş. Daha sonra Misafirlikte,yemekte orda burda işte amann..Neyseki yarın dönüyorum.Ondan sonrada boluya gidiyorum.Ama hemen gelicem Boludan.20 gün sonra tekrar gidicem.Dahada davosa gelmem! Bolu güzel memleket  .Eh işte blog kendime karşı doldum doldum ve çok fazla hırs yaptım.Ben böyle biri değilim özümde.Ama biraz hırs kötü değildir heralde.Bilirim fazlası zarar her bünyeye.

Empati diye bi kitap var blog belki bilirsin.Aslında kitabı hiiçç sevmedim.600 sayfalık kitabı sadece bi herif için okuyorum.Kitapta Elijah diye bi adam var.Hafif depresif birazda panik birazda "hafefobik".Hafefeobik nedemk lan diyebilirsn.Bende öyle dedm bunelan! şöylekiii adam dokunduğu kişilerin duygu dünyalarına hemen giriyor.İşte kitabın adı empati.Adam biraz fazla empatik.Empatik neki dediğini duyar giibyim.Bişeyide sorgulama! Sevdim yani toplu ortamlardan kaçıyor.Aşırı asosyal insanlar hep ilgimi çekmiştir.

Biri bana dayak zoruyla film izlettirsin! yeter tatil boyunca toplasan 5 film izlememişmdir.Bu güneydoğu gezimden sonra bi 5 yıl daha gezmek istemiyorum! Bu ne ya hiç bana göre değil.Aile fertlerinin kilo almam için verdikleri uğraş gerçekten içler acısı.Baklavayı sevmediğimi bildikleri halde bi tabak dolusu baklava getirmişler.Sadece birini ısırdım.Aşırı ilgiden sıkılmış numarası falan yapmicam.Aksine bayılırım.Ama herşey gibi bu işinde suyunu çıkarttılar yani.

Bi haftadır sadece high hopes u dinliyorum.Adetimdir bi şarkıyı kusana kadar dinlerim.Bu şarkıya bayılıyorum.Bende Pasiflora etkisi bırakıyo.Söyleyeceğim bişey kalmadı Nokta

He bu arada benim aklımın tavanı yok benden adam olur.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Öyle insanlar vardır ki; Lağıma düşseler,lağımı kirletirler

Bugün biri dokunsa oturup ağlayabilirim.Hani derler ya "dışım orhan içim Müslüm".Onca şeye şahit oluyorsun ama genede yaşamaya devam ediyorsun hiç birşey olmamış gibi.Başından geçenler seni darmadağın ediyor.Mahvoluyorsun.Sonra hayat topla kendini diyor.Bir süre toplayamıyorsun.Serkeş serkeş geziyorsun ortalıkta.Sonunu göremiyorsun.Evet şuan sonumu göremiyorum.Korkuyorum.


Bu başlık altında başka hiçbişey söylemek istemiyorum aslında ama çok yazasım var.İftardayken karar verdim yazmaya.Duygu yoğunluğu falan yaşadığım yok sadece yazıp tüketirsem acım biter diye düşünüyorum.Yazıyorum işte öylesine.Bi kaç gündür Pakistan daki seli ve oradaki insanları düşünüyorum.Sonra aklıma 17 Ağustos geliyor.Deprem olduğu zaman köydeydim.Gece 3'te uyandım Annemden su istedim yerli yersiz korkmuştum sanki yerin altından sesler geliyordu.Annem kapat gözünü uyu demişti hiçbişey yok korkma..Uyudum bende.Sonra sabahın 6sında telefonlar çalmaya başladı.Deprem olmuştu.Daha önce hiç duymadığım bişeydi.Hiçte anlam verememiştim.Coğrafya bilgim dağ,taş ,ovayla sınırlıydı.Haberlerde gördüklerim karşısında dehşete düşmüştüm.Küçüktüm.Neyseki aile fertlerinden kimseye bişey olmamıştı.Nede olsa ateş düştüğü yeri yakıyordu.Küçücük çocukları enkazdan çıkartışlarını izlemiştik.Ama sadece  izlemiştik.Dedim ya ateş düştüğü yeri yakıyordu.Daha sonra İstanbul'a döndük herkes depremden bahsediyordu.Herkes. Sonra bir an durdum ve dedimki keşke deprem olsada görsem.Bizde çok etkilendik Ablamla yüklükleri devirir lafta enkaz altında kalırdık ve bigün deprem oldu.Balkondan bakmaya boyum yetmediği için yere yatmış balkon korkuluklarının altından dışarıyı izliyordum.Herkes dşarıya çıktı.Öyle korkmuştumki donup kaldım.Annem geldi beni kaptığı gibi kucağına aldı ve sonra dışarı çıktık.Çok korkmuştum,çok etkilenmiştim..Bi daha depremin bahsini bile açmadık.Oradaki çocukları düşündüm ve çok üzüldüm.Neden bahsediyorumki bunlardan.Çok üzüldüm işte belki ondan.







Orada o kadar masum insan sular altında can veriyor.Burada referandumdu,oydu buydu millet kendinden geçmiş saydırıyor.Bizde aklımıza gelince işte böyle vah vahh der geçeriz.Her zaman yaptığımız gibi.Diğerlerini söylemeye dilim varmıyor bile.Böyleyken böyle işte..


"kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi? ölürken çocuklar o güzel afrika’da"

22 Ağustos 2010 Pazar

ibrahim tenekeci

İyi olan değil hızlı olan kazansın..Sadece çabucak ölmek istemiyoruz. Hatta hiç ölmek istemiyoruz. Mümkün olsa,ömrümüzü uzatmak için canımızı vereceğiz.

Anladımki anlamak yetmiyor

' anladım,,, ağaçlar toprağa acı verdikçe büyüyorlar...'
ne yazık baktıkça içimizi açan ağaçlar çiçekler toprağa acı vermek zorundalar... ya acı vermek zorundalar ya da ağaç olamayacaklar... ilginç ki 2.sini seçen bir tohum yeryüzüne inmemiş... demek kural bu... demek kanun bu... o halde sen kime acı vererek büyüyeceksin ona bak... lütfen çabuk ve hızlı olsun.


M.A

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Hayır,bence ben hayatı yanlış anladım!

Hiç tadım yok.Hiçbişey istemiyorum.Sürekli uyuyorum,uyurken terliyorum iyice strese giriyorum.Kendimi başka bi boyuttan getirilip bu dünyaya fırlatılmış gibi hissediyorum.Neden diyeceksin? Farklı olmayamı çalışıyosun? Biliyomusun bu soruyu kendime çok sordum cevap kendiliğinden geldi..Normal değilim biliyorum ama farklı hiç değilim.Herkes gibiyim,sen gibiyim..bilmiyorum belkide değilim..zaten herkes gibi olmak zorundada değilim.Mutlu olduğum zamanları özlüyorum.Ama tebessüm etmeyeli o kadar çok zaman geçitiki mutlu anlarımda belleğimden silinmek üzereler teker teker..Bu aciz hallerimden nefret ediyorum.Bi daha sevemem dedi bana.Bi kaç gün önce aynı soruyu bana sormuştu..Beni bi daha sevemezmisin..? Bu saçmalığa daha ne kadar katlanabileceğimi merak etmiyo değildim hani ve sonunda patladım.Bir insanın hayatından bu kadar çalınırmı? Ya ben neden böyle ucuz insanlar üzerine hayal kuruyorum.İnsanları hayatında zorla tutamazsın.Bırak gitsinler.Eskiden herşey ne kadar kolaydı.Sakızımdan çıkan dövmeleri biriktirirdim.Renkli renkli kalemlerimi,Sokaktaki çocuklardan topladığım misketleri..Annemden istediğim 5o binle sakız alırdım.Yemek vakti eve gitmemek için sandiviç yaptırır Ezgiyle o boş arsada yerdik.Piknik derdik adına.Gece yarılarına kadar bisiklete binerdik.Dar sokaklarda bağıra çağıra..Mutluluk buymuş..Zamanında bende mutluymuşum meğer. herkes gibi,siz gibi,sen gibi..




Şimdi bu kadar yaşanmışlıkla bu dünyada nasıl mutlu olabilirim biri bana söylesin lütfen..Halden anlamazlar ordusuyla sırt sırta yaşarken nasıl mutlu olabilirim? İnsanların menfaatlerini karşılayamazken nasıl mutlu olabilriim? Onlar gibi olamazken nasıl mutlu olabilirim? Umud etmek güzel.Bu şehirden gidince belki mutlu olurum.Yada bu dünyadan gidince..Ümitler içindeyim çok şükürki ölüm var demiş Ziya Osman Saba ne güzel söylemiş..Bi düşünsene herşeyin bu dünyadan ibaret olduğunu..Herkes hırs delisi olurdu.Her tarafımız büzüş büzüş gezerdik..Ölmüyosunda çekiceksin o eziyeti..Bi düşünsene ne kötü..Bizde ahirette mutlu oluruz.


rabbim nihayet sana itaat edeceğiz...
artık ne kin, ne haset, ne de yaşamak hırsı,
belki bir sabah vakti, belki gece yarısı,
artık nefes almayı bırakıp gideceğiz... 


ben, artık korkmuyorum; herşeyde bir hikmet var,
gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar
belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar,
birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz,


gece el değmemiş semâ, dalga bilmeyen deniz,
en güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz
ümitler içindeyim; çok şükür, öleceğiz..

19 Ağustos 2010 Perşembe

-

Sükut eyledim,''Kahrı var'' dediler.
Biraz söyledim,''Zehri  var"  dediler.
Sustum, kahrından susuyor dediler;
biraz konuştum,zehrini kusuyor dediler.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

benkibaşlıkyazmamaktanhiçusanmam..

Keşke hayatımın bazı bölümleri için şunları söyleyebilseydim,
"Bunlar montaj"

Yılmaz Odabaşı-Yüzünü Aradım Geçtim yazısından

Birbirini tekrarlayan günlerin yaslı boğuntusunda nedir aradıkları insanların? Bu koşuşturmada, bin telaşla herkes birileriyle bir mutluluk düşü kuruyor; o düşle ıslanıyor, o düşle uyuyup uyanıyorlar; sonra düşleri de yakıyor günler. Bu kez yeni bir düş daha kuruyorlar; sonra bir daha, bir daha!


Bütün düşleri yakıyor günler…


Yaşam yanılmanın, insanlar yanıltmanın ustası oldukça, yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar…İşte her düşün peşine bir şarkıyı takıyorlar. Düş gidiyor, peşisıra şarkı da…Birde(n) paramparça oluşunu görüyorlar düşlerin.Her düşle bir şarkıyı yakıyorlar… Şarkılar yakıyorlar, şarkılar yakıyorlar; şarkılar onları yakıyor sonra.


/İnsan,

insanın diyalektiğine tükürüyor; insanı yakıyorlar!/ 

Merebe blog !

Şu an Antepteyim.Zaman denen zımbırtı bi türlü geçmek bilmiyor.Aslında çok hoş bir yer burası hem tarihi hem modern ama memleketim de memleketim yani.Herneyse hayatımda bir sürü değişiklik olacak gibi gözüküyor.Ama öyle isteksizimki anlatamam.Nötrüm tamamen hiç bişey hissetmiyorum.Hiç bişey yapmak istemiyorum.Sadece bi an önce kış gelsin istiyorum bide desibelimi görmek istiyorum onu o kadar özledimki anlatamam.Halbuki ne planlarımız vardı.Ramazanda neler yapıcaktık.Hayat işte yarın ne olacağını bilmiyorsun.Bence yaşama heyecan katan bişey bu ve çok güzel.Evet yarın ne olacağını bilmiyorum ve bu beni mutlu ediyor.Yeni ilgi alanım yarın..

Burnuma miss gibi yemek kokuları geliyor.Acıktımmı? Acıkmadım.. Sanırım ben her şekilde yiyebilenlerdenim.Bir ara kendimi baya dağıtmıştım.Gerçi hala toparlayabildim sayılmaz.Ama kendimi hırpalamaktan vazgeçeli çok oldu.Ben kendi kendime acı çektirmekten zevk alan bi mazoşisttim.Yastığa kafamı koyduğum anda kafamdan tonlarca şey geçerdi.Morelimi alt üst edebilecek tonlarca şey ve tabiki uyuyamazdım.Uykularım hep tilki uykusu gibiydi.Herşey daha farklı olacak.Çünkü iyi hissediyorum (: Biraz önce telefon çaldı ve uçak biletimi ayırttıklarını söylediler.Hemde belirlenen tarihten 2 gün önce eve döneceğim yeppaaaa.

Herneyse blog gezip gördüklerimi eve dönünce eklemeyi düşünüyorum.Yakında yeni mekanım bolu.Bakalım üniversite hayatı nasıl geçecek.Heyecanlı değilim ama yeni insanlar tanıyacağım için mutluyum.İnsan işte sosyal varlık.Film izlemeyi düşünüyorum birazdan.Inception da vizyona girmiş.İstanbula dönünce fırsat olursa gidip izlerim.Desibelle gideriz artık.Desibelim benim canım arkadaşım.Yavan ve samimiyetsiz olan herşeyi hayatımdan çıkarmaya çalışıyorum.Basiretsizliğimden sıyrılıp bunu büyük oranda gerçekleştirdim.İnsanın hayatta en fazla kaç kişiye ihtiyacı olabilirki..Kuru kalabalık kuru gürültü yapar.Baş ağrıtır,can sıkar..Nabız kalbine format atıyor %99...

17 Ağustos 2010 Salı

..

Ecevit öldü hepimiz solcu olduk! Barış Akarsu öldü hepimiz rock'cı olduk! Hrant Dink öldü hepimiz ermeni olduk! Muhsin Yazıcıoğlu öldü hepimiz ülkücü olduk! Türkan Saylan öldü hepimiz laik olduk ! Allah Bülent Ersoy a uzun ömür versin

15 Ağustos 2010 Pazar

başlıkyazmaktanbıktım





insan sevildiğini sandığı için aşık oluyormuş..
-beni sanıyor musun?
-sanıyorum. 


..
bazı şeyler hayalgücüme gidiyor.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Katıksız bir düş


Mutluluk...Milyarlarca insanı binlerce yıldır peşinden sürüklüyor.Yetmiyor, bizler erişmeye çalıştıkça o köşe bucak kaçıyor.Neki asırlardır bu mutlululuk,mutluluk dedikleri ?..Varmı bir tanımlaması,lugatta bir anlamı?Yada varmı formül kitaplarında bir formülü? Paramı?, Kadınmı?, İşmi?, Aşmı?, Ailemi?, Çocukmu?, Ruhmu?, Bedenmi?, Aşkmı?, Makammı?, Görmekmi?, Duymakmı?, Unutmakmı? ..

Dün çok üzgündüm.Sabah kalktığımda biraz kırıktım.Öğleden sonra bir ara oturup düşündüm ve dedimki "Evet,hayattan hiç bir beklentim yok!" Sonra bir anda rahatladım.Tonlarca yük kalktı üstümden.Bitip tükenmek bilmeyen isteklerimden, yerli yersiz hayal kırıklıklarından,konuşmalarına bile tahammül edemedğim insanlardan bir anda kurtuldum.

Anladımki asıl önemli olan çok şeye sahip olsan bile az şeye ihtiyaç duymandır.Asıl bu seni yüceltir.Gürültülü ve telaşlı bir dünyada yaşıyoruz.Zaman o kadar değerliki aslında.Bu hengamede yaşamı kaçırıyoruz.Hep bi beklenti içindeyiz.Hep yarın olması gerekenler var hayatlarımızda,peki ya bu gün...? Bir yerde rastladığım  dizeler geldi aklıma

Oysa bizler bulduk birbirimizi
Yıldızların aydınlattığı buzunda havanın
Ne gündüz biliriz ne saat tanırız.
Ne erkeğiz ne kadın,ne genç nede yaşlı..
Soğuk ve değişimsizdir sonsuz varlığımız
Soğuk ve yıldız yıldız sonsuz gülüşümüz..

Kendi yaşamımızı dilediğimiz şekle sokabiliriz.İster karmaşık duruma sokarız,ister zenginleştiririz.Yolumuzu tıkayan insanlar, saçma sapan beklentiler olmadan.Sadece duayla ,sabırla.Başka insanların gölgesinden kurtulup ben olmayı başardığımda ve yaşamımı bu doğrultuda sürdürdüğümde kendi yaşamımda figüran olmaktan kurtulabilirim.Kendi doğrularımın savunucusu olurum.Ve hergece yattığımda vicdanıma hesap vermekten ziyade mutlu uyurum.Mutlu olurum..

"ben mutluyum"cümlesi hangi zaman formundadır..?
-"şimdiki zaman"
-hayır
-"gelecek zaman"
-hayır
-"geniş zaman"
-hayır
-"zaman zaman"
-belki

                                                                                                            Nabız

Uçurtma Avcısı



Aslında uzun zamandır adını duyduğum ama bi türlü okumaya fırsat bulamadığım bi kitaptı.Nihayet okuma fırsatı buldum ve okudum.İyiki de okumuşum.Filmini izlemiştim ama kitaplar her zaman daha farklı oluyor.En azından benim için.Düş dünyamın genişliğini filmler sınırlandırıyor.Bu yüzden kitap okumayı daha çok seviyorum sanırım.Herneyse..Hasan ve Emir'in arkadaşlıkları herkes gibi benide çok etkiledi.Ama kitabı okurken şunu farkettim;50 yıl önce var olan ayrılıkçı fikirler,düzenler.. herneyse başka bi ad altında hala varlığını sürdürüyor.Dünyanın neresinde olursa olsun..İnsanlar hangi ırktan,hangi dinden,hangi mezhepten olursa olsun..Eskiden bu alanlar daha genişti hiç olmazsa.Farzı misal bi ülke içerisinde..Şimdi bi ilde,bi köyde,hatta aynı evin içinde yaşayan insanlar içinde bile var.Aslında bu birazda insanlığın trajedisi..Gelelim kitaba..Kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biride Hasanla Emir'in bi ağacın anltında kendilerine ait ufak ve içten bi dünyalarının olmasıydı..Zaman zaman onları kıskanmadım değil..


Emir'in babasına kendini ispat etmek için sürekli çırpınışlarıda içimi burktu."Hayatta hırsızlıktan büyük günah yoktur." diyor Hosseini .."Bir insanı öldürdüğün zaman bir yaşam çalmış olursun.Karısının elinden bir kocayı,çocuklarından bir babayı almış olursun.Yalan söylediğinide birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.Hile yaptığın,birini aldattığın zaman doğruluğu,haklılığı çalmış olursun.." Çok güzel açıklamış..Afganistan'da yaşanan siyasi meselelerden sonra Emir ve Babası ülkelerini değiştiriyorlar.Daha sonra Emir kefaretini ödemek için geri dönüyor vs..

Çok hüzünlü,çok dokunaklı bir romandı ama hiç bitmesin istedim..Lakin bitti.

3 Ağustos 2010 Salı

Ben dağınık düşünüyordum bu yüzden düzenli olamadım.Tutarlı olacak kadar yüzeysel olamadım


Bu güçsüzlüğe güç yetirmek inan beni aşan bir şey.Yaptıklarını bilip hala senden caymamak garip bir şey.Bana dokunma,Yanımı senle doldurma!…İsteksizce bir teklikle kalmalıyım yalnızca.Artık yıllarca kendimden alamam hıncımı...